Fetal Distres | Jinekolog Op.Dr Filiz Tosun Çataklı
FETAL DİSTRESS
Fetal distress oksijen yetersizliğine bağlı olarak ortaya çıkan asidoz belirtileri içindeki fetusun gösterdiği tepkilerin tümüdür. Çoğu zaman pratik uygulamalar esnasında ve hatta bazı klasik kitaplarda Fetal Distres ile Asfiksi ve Hipoksi terimleri eş anlamlı olarak kullanılmıştır.
Aslında terminolojik olarak Asfiksi solunumun durması sonucu oksijen yokluğunun , hipoksi ise oksijen yetersizliğinin karşıtıdır. Oysa çoğu kez orta derecedeki bir oksijen yetersizliğinde bile bu terimler yanlış olarak fetustaki hafif asidozu belirtmek için kullanılmaktadır. Normalde fetus intrauterin dönemindeki gelişmesini oksidatif olaylarla gerçekleştirmektedir.
Oksijen yetersizliğinde fetal metabolizma anaerobik glikolizis ile devam etmekte bunun sonucunda başta laktik asit gibi organik asitler açığa çıkmaktadır. Açığa çıkan bu asitler plesantayı hızlı geçemedikleri için fetal dolaşımda birikirler. Fetustaki tampon maddeler bir süre asit baz dengesini korumaya çalışırlarsa da eğer oksijen eksikliği devam ederse sonunda yetersiz kalırlar.
Annedeki tampon maddelerinin (Bikarbonat v.b.) de plasentayı kolay ve hızlı geçememesi sonucu fetusta metobolik asidoz gelişir. Fetusun kemoreseptörleri ve baroreseptörleri p H , p CO2 değişikliklerine karşı son derecede duyarlıdır. Bunlar fetal kalp hızı ve fetal sirkülasyonun düzenli işlenmesinde önemli rol oynarlar.
Bu birikim sonucu fetusta kalp ritmi ve atım sayısında değişikliklerde ortaya çıkar. Amnion sıvısına mekonyum (bebek kakası) bulaşır ve yenidoğanda Apgar skoru 1 ile 5 arasına düşer. Ancak fetustaki kalp hızı ve ritm değişikliklerinin ne derecede ve ne sürede bir hipoksi sonucu ortaya çıktığına ilişkin bilgilerimiz sınırlıdır.
Kalp hızındaki değişim ile fetus veya yenidoğanın prognozları arasında kesin ve spesifik ilişki her zaman kurulamamaktadır. Ayrıca ortaya çıkan metabolik asidoz tablosunun ne sürede fetusta nörolojik sorunlar ortaya çıkardığına ilişkin bilgilerimiz de yetersizdir.
Sayfa Başı