Jinekoloji Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Gebelik Testi İlaçsız Tüp Bebek Kısırlık Infertilite Jinekolojik Muayene
Rahim Miyom Myom Kist Ameliyatı Jinekolog Op.Dr Filiz Tosun Çataklı Jinekolojik Ameliyat Rahimağzı kanseri aşısı
Kadıköy - Istanbul

Bakteriyel Vaginistler Bakteriyel Vajinist | Jinekolog op.Dr Filiz Tosun Çataklı





BAKTERİYEL VAGİNİTİSLER (BAKTERİYEL VAGİNOZİS)
(Gardnerella vaginalis vaginitisi)


Etken ilk defa 1955 yılında Gardner ve Dukes tarafından Haemophilus vaginalis adıyla tarif edilen gram (-) çomaklardır. 1980 yılında Dr. Gardner’in anısına Gardnerella vaginalis adı verilen bu mikroorganizma, fakültatif anaerob, hareketsiz,kapsülsüz olup belli başlı metaboliti asetik asittir.

Mikroorganizma cinsel ilişki ile bulaşabilmekte ve cinsel aktif asemptomatik kadınların %40-68’inde bulunmaktadır. Gerçek bir hücre içi paraziti olmadığından minimal düzeyde irritasyona yol açan bu mikroorganizma ,homojen,gri renkte,kokmuş balık kokusunda , vagina mukozasına yapışık alkali bir akıntıya yol açmaktadır. Bazen köpüklü de olabilir.

Çok sayıda mikroorganizma, çok katlı yassı epitelin süperfisyel hücrelerin kenarlarına yapışarak mikroskopik olarak hücre sınırlarının belirsiz görünmesine yol açmaktadır.Hücrelerin bu görünümüne ‘’Clue Cells’’ denmekte ve bu bulgu G. vaginalis infeksiyonu için patognomonik kabul edilmektedir (Bakınız Bölüm 5). Son yıllarda bazı kadınlardaki laktojen basillerin, yeterli miktarda hidrojen peroksit üretmediği ve sonuçta da anaerob bakteriyel infeksiyonların ortaya çıkabildiği ileri sürülmüştür. G.vaginalis infeksiyonu çoğu kez Bacteroides ve Peptokok gibi artmış sayıda anaeroblarla birliktedir. G.vaginalis tarafından oluşturulan aminoasitler bu anaeroblarca metabolize edilerek aminlere dönüştürülmekte,bunlar da pH’yı yükseltmektedir.

Bu da G. vaginalisin daha çok üremesine yol açmaktadır. İşte bu nedenle G. vaginalisin anaeroblarla bu tarzda bir simbiyoz oluşturarak meydana getirdiği infeksiyon tablosuna’’Bakteriyel Vaginozis’’adı da verilmektedir. Vagina pH’sı 6.5 iken aminler uçucu olmayan tuz formunda kalmakta, pH 6.5’ın üzerine çıkınca bu aminler uçucu forma geçerek’’kokmuş balık kokusu’’nun ortama yayılmasına yol açmaktadır; bu da G.vaginalis infeksiyonu için oldukça önemli bir bulgu olarak kabul edilmektedir.

Bu koku bazen kendiliğinden ortaya çıkmakta bazen de semen,adet kanı gibi faktörlerin yardımıyla ortam alkali olmakta ve koku ortama yayılmaktadır. Klinik olarak hastaların çoğu asemptomatiktir. Bazen,akıntı pet kullamını gerektirecek kadar çok olabilmektedir. En önemli şikayet menstrüasyon ya da cinsel ilişkinin ardından ortaya çıkan kokmuş balık kokusudur. G. vaginalis doku patojeni olmadığı halde bunun artıklarını,metobolize eden bazı anaeroblar kaşıntıya yol açabilir. Tanıda serum fizyolojik ile hazırlanan taze preparatta’’Clue Cells (Küme Hücreleri)’’görülebilir.

Poliform nüveli lökositler çok az,laktobasiller ise hiç görülmez. Lökositler anlamlı derecede fazla ise T.vaginalis vaginiti ya da N.gonorrhoeae veya C.trachomatis ile oluşmuş bir endoservisit akla getirmelidir. Kokmuş balık kokusu yoksa;vaginal akıntıdan alınan bir damla örnek üzerine%10 KOH damlatılarak,ortam alkali hale getirilebilir ve kokmuş balık kokusunun varlığı (Pozitif Whiff test = amin koku testi ) araştırılabilir. İnsan kanlı agarı ve Kolombiya besi yeri kültür için kullanılabilir.

Tedavide öncelikle seçilecek ajan metronidazoldür. 2*500 mg/gün, 7 gün süreyle kullanılmalı, aynı şekilde eş tedavisi de yapılamlıdır. Metronidazol alamayan yada gebe olan semptomatik hastada, vulvovaginal kandidiyazisin ortaya çıkmasına yardım edebileceği akılda tutularak ampisilin, klindamisin (300 mg/gün) verilebilir. Tedaviye cevap vermeyen bakteriyel vaginitislerde kadının tedavisi sırasında erkeğin kondom kullanması ve erkeğinde tedavi olması önerilmektedir. Çünkü son yıllarda,anaerob bakteriler için erkelerin iyi bir taşıyıcı olduğu beriltilmektedir.






Sayfa Başı