Müsinöz KistadenomaMüsinöz kistadenom  genellikle tek taraf yumurtalıkta görülürler, %5-10 oranında her iki yumurtalıkta bulunabilirler. Nadiren malign olurlar. Reprodüktif çağda yani üreme çağında sık rastlanırlar. Müsinöz tümörler seröz olanlara göre çok daha büyük boyutlara ulaşabilirler. İnsanda oluşabilen en büyük kistik yapıdır. Ortalama çapı 15-30cm kadardır ancak 50 cm kadar dev boyutlara ulaşabilir. Tümörün dış yüzeyi düzgündür ve mavi-beyaz bir rengi vardır. Genellikle multilokülerdir, birçokince septa ile bölünmüştür. Tümörün içinde visköz yapıda ve berrak bir sıvı vardır. Dış yüzeyde papiller yapılar genellikle görülmez papiller yapıya malignformlarda daha sık rastlanmaktadır.

Mikroskopik olarak hücreler barsak ya da serviksin sekretuar hücrelerine benzerler. Klinik olarak genellikle bulgu vermez ya da hastakarnının giderek büyüdüğünden yakınarak başvurur. Tedavisi tek taraflı ooforektomidir (tek yumurtalığın cerrahi olarak alınması). Çift taraflı olmaoranı az olduğundan diğer over makroskopik olarak normal görülüyorsa başka birgirişim gerekli değildir. Çocuk isteği olmayan yaşlı kadınlarda histerektomi ve bilateral ooforektomi tercih edilir. (Rahim ve yumurtalıkların hepsinin alınması) Bazen kist spontan olarak ya da ameliyat sırasında çıkarılırken rüptüre olur ve psödomiksoma peritonei denilen klinik tablo oluşur. Bunun sonucu karın içinde yavaş yavaş jel kıvamında müsin birikimi başlar. Biyolojik olarak malign bir tablo olmamasına rağmen klinik olarak malign seyreder. Hastada karın ağrısı, distansiyon (karında şişlik) ve kusmalar olur ve sonuçta malnütrisyon (beslenme bozukluğu) tablosu gelişir. Karın içinde sürekli biriken sıvının visköz kıvamı nedeniyle dışarı alınması mümkün olamamaktadır ve hastayı rahatlatmak için tekrarlayan ameliyatlar  gerekebilmektedir. Parasentez yoluyla intaperitoneal mesafeye büyük miktarlarda serum verilerek koleksiyonu sulandırmak ve böylece kıvamı azaltılan sıvıyı aspire etmeyi önerenler vardır. Ayrıca koleksiyonu önlemek için intraperitoneal olarak alkilleyici ajanlar, mukolitik maddeler ve radyoterapi de denenmiş ancak başarılı sonuçlar alınamamıştır.