Adet Dönemi ve Problemleri

Dismenore (Adet Sancıları) Menstruel KramplarHer ay düzenli adet görülmesine karşın adetler çok sancılı olabilir. Tıpta bu duruma (dismenore) denmektedir. Menstrual kramplar genellikle hafif olmasına rağmen bazen kadının günlük yaşantısını devam ettirmesini engelleyebilecek kadar şiddetli de olabilir. Kadınların yarısından çoğu kramplardan yakınırken, toplumdaki her yedi kadından birinde ağrılar çok şiddetlidir. Dismenore primer ya da sekonder olabilir.

Primer dismenore ilk adet kanamasından 1-2 yıl sonra ortaya çıkan, 25 yaş civarında ya da çocuk doğurduktan sonra azalan ya da kaybolan ve altta yatan patolojik bir nedenin bulunmadığı dismenoredir. Gebelik gerçekleşmediğinde endometrium adı verilen rahmin iç tabakası dökülmeye başlarve prostoglandin adı verilen maddeler salınır. Bunlar rahimdeki düz kasların kasılmasına ve endometriumun menstrüel kanama ile dökülmesine neden olur. Rahimdeki düz kasların kasılması sırasında şiddetli kramplar hissedilebilir. Prostoglandin düzeyleri bazı kadınlarda çok yükselir, bu da ağrının çok fazla olmasına yol açar. Rahim ile rahim ağzı arasındaki kanalın dar olduğu kadınlarda kramplar daha şiddetli olur. Ayrıca stres de bu krampları arttırabilir.

Sekonder dismenorede ise ağrılı periodlara neden olan spesifik bir hastalık söz konusudur. Sekonder dismenoreye yol açan etkenler ;

  • Endometriozis. (rahmin endometrium adı verilen iç tabakasının rahim dışında da bulunması)
  • Pelvik iltihabi hastalık. ( Pelvik inflamatuvar hastalık) (PID);üreme organlarının yaygın enfeksiyonu
  • Yapışıklıklar; Üreme organlarının birbiriyle veya etraftaki dokular ile yapışık olması
  • Rahim içi araç;Doğum kontrol yöntemi olarak rahim içi araç kullanılması
  • Rahim ağzında darlık
  • Rahim içi tümörler (myom) rahim duvarında oluşan iyi huylu kas kitleleridir.
  • Adenomyozis;Rahim içi dokunun kas tabakası arasına doğru yayılması
  • Uterus (rahim) pozisyonunun anormallikleri
  • Premenstruel sendrom;
  • Yumurtalık kistleri

Sekonder dismenoreye yol açan jinekolojik problemlerdir. Ağrının nedeni bulunarak tedavi edildiğinde menstrual kramplar azalır. Menstrual kanama sırasındaki ağrının şiddetinde bir artma olduğunda mutlaka hekime başvurulması gerekir.

Primer dismenorede ise alınacak önlemler: Yeteri kadar dinlenme, uyku ve düzenli egzersiz yapılması krampların şiddetini azaltır.Karın bölgesine sıcak pedlerin yerleştirilmesi de ağrıyı azaltabilir. Prostoglandin üretimini azaltan ağrı kesiciler kullanılabilir. Doktora danışmadan seçilen ağrı kesicilerin bazıları kanama miktarını arttırabilir.

Prostoglandin üretimini azaltan ağrı kesiciler kanama miktarını azaltır, bu yüzden tercih edilmesi gereken ağrı kesici ilaçlardır. Ağrı kesicileri kullanmaya kramplar şiddetlenmeden başlamak gerekir. Menstrual kanamadan bir gün önce ağrı kesicilerin kullanılmaya başlanması ve kanama başladıktan sonra 1-2 gün ilaca devam edilmesi önerilir. Çok şiddetli ağrı olduğunda doğum kontrol hapları kullanılarak ovulasyon (yumurtlama) önlenir, prostoglandin salınımı azaltılarak menstrüel kanamanın ve krampların mümkün olduğu kadar hafif olması sağlanır.

Toksik Şok Sendromu ilk kez 1978 yılında tanımlanmış Staphilococcus aureus adı verilen bakterilerin yol açtığı ciddi seyreden bir enfeksiyon hastalığıdır.

Normal vajinal flora her zaman vajinada bulunan ve normal şartlarda vücuda zarar vermedikleri halde direncin düştüğü bazı hallerde enfeksiyon ve dolayısıyla akıntıya neden olabilen bir grup mikro organizma için kullanılmaktadır. Bunlar; Döderlein ve Smegma basilleri, stafilokoklar, streptokoklar ve E. Coli dir. Bu bakterilerin fermentasyonu ile sağlanan asidik ortam, vajeni enfeksiyonlardan koruyan primer mekanizmadır.Vajinal tampon kullanan bayanlarda tamponun uzun süre değiştirilmemesine bağlı olarak bakteriler için oldukça iyi bir besiyeri oluşturan kan vajinada uzun süre bekler ve bu bakteriler hızla çoğalarak yaydıkları toksinler kadının kanına geçer ve Toksik Şok Sendromu gelişir.

Toksik Şok Sendromu (TŞS)

 

Tamponlara Dikkat!


Toksik Şok Sendromuna Bağlı Yakınmalar:

Ateş, Deri döküntüsü ve deride soyulma, Kas ağrısı, İshal, Ani tansiyon düşmesi.

Toksik Şok Sendromu (TŞS)Toksik Şok Sendromundan korunmak için tampon kullanırken 4-6saat aralıklarla değiştirmek, gece yatarken tampon yerine ped kullanmak, tamponu yerleştirmeden önce elleri yıkamak ve temizliğe dikkat etmek gerekir. 


Öncelikle sağlıklı, adet gören ve çoğu kez tampon kullanan kadınları, nadiren erkekleri de etkileyebilen birden çok organ sistemini tutan akut bir hastalıktır. Hastaların %90'ı 30 yaşın altındaki kadınlardır. En çok adet sırasında süper absorban vaginal tampon kullanan ve bunu da tüm menses boyunca değiştirmeyen kadınlarda ortaya çıkmaktadır. %30 oranında aynı hastad atekrarlayabilen bu durum mortalitesi (ölüm oranı) %2.5-13 arasında değişmektedir. En sık izole edilen etkenler Staphylococcus aureus faj grup 1, tip 29 ve 52'dir.

Hastalığın ortaya çıkışından bu mikroorganizmaların salgıladığı pirojenik ekzotoksin C ve enterotoksin sorumlu tutulmaktadır. TSŞ ortaya çıkışında üç hazırlayıcı unsurun bulunması gerekmektedir.

1. Hasta S.aureus ile kolonize ve infekte olmalıdır (normalde vaginada S.aureus%10 oranında kolonizedir).

2. Bu mikroorganizmalar spesifik toksin üretebilmelidir.

3. Bu toksinler bir giriş deliğinden sistemik dolaşıma karışabilmelidir (normal sağlıklı kadında, adet sırasında kullanılan tamponlar vaginayı travmatize ederek bu giriş deliğini oluşturmaktadır). Klinik olarak en önemli bulgu 39 derece üzerinde olan bir ateştir. Buna ek olarak hücresel düzeyde kapiller permaabilite bozulduğundan periferik vasküler direnç düşmekte ve tedaviye oldukça zor yanıt veren hipotansiyon gelişmektedir. Yüzde tipik döküntü (5-10 gün sonra özellikle avuç içi) ve diare baş ve boğaz ağrısı, yaygın miyalj(kas ağrısı), baş dönmesi ve senkop (bayılma) görülebilir. Bilateral konjunktivit ve farenjit tabloya eklenebilir. Çoğu kez oligüri, anüri, pulmoner ödem ve efüzyon gelişir.

Erişkinin sıkıntılı solunum sendromu (ARDS )(AdultRespiratory Distress Syndrom) geliştiğinde prognoz oldukça kötüdür. Ölüm tedaviye cevapsız hipotansiyon, solunum yetmezliği veya yaygın intravasküle rkoagulopati (DIC) ile olur. Tedaviye klasik şok tedavisi ile başlanmalıdır.Bunun yanında; tampon öyküsü varsa bu hemen uzaklaştırılmalı ya da bir apse düşünülüyorsa hemen boşaltılamlıdır. Nüks oluşumu ve bakteriyemiyi kontrolaltına almak için B-laktamaz'a dirençli nafisisilin, oksasilin, vankomisin gibi antibiyotikler peroral olarak başlanmalı ve en az 10 gün süreyle kullanılmalıdır. Birkez bu sendroma maruz kalmış kadınlarda, tampon kullanımı yasaklanmalı ya da absorbsiyon gücü az olan tamponların sık aralıklarla değiştirilmesi öğütlenmelidir. Önemli olan; oldukça ağır seyredebilen bu sendromun gelişmesini önlemektir.

Bütün bayanlar hayatının bir döneminde zaman zaman adet düzeninde sapmalar, gecikmeler ya da ara kanamalar yaşayabilir. Normal insan hayatınd ayaşanılan stresler, sıkıntılar, ani kilo değişiklikleri, spor, üzüntüler gibi pek çok faktör adet düzenini etkileyebilir ve adeta bir saat gibi işleyen bu mekanizmada sapmalara neden olabilir. Adet düzenindeki sapmaların hiçbir türlüsü normal değildir ve araştırılması gerekir. Çünkü kadın üreme sistemindeki hemen hemen bütün patolojilerin en sık verdiği belirti adet düzensizlikleridir. Her adet duzensizliği anormal olmasına rağmen herzaman bir patolojiyi, kisti, myomu ya da en korkuncu kanseri işaret etmez. Altta yatan anatomik bir patoloji olmadığı halde normal adet düzeninde meydana gelen anormal kanamalara disfonksiyonel uterin kanama (DUK) adı verilir.Burada önemli olan nokta kanama bozukluğunu açıklayacak organik bir lezyonun bulunmamasıdır.

Tüylenme (Hirsutismus) Normalden fazla tüylenme iki şekilde olabilir. Kadın vücudunda kadınlara özgü ince açık renkli kıllardaki genel artışa hipertrikozis adı verilirken erkek tipi tüylenmeye hirsutism denir. Hirsutism kabaca kadınlarda, olmaması gereken bölgelerde sert siyah renkte kıllanma olması demektir. Genelde yüzde şakaklarda, çenede, dudak, üstlerinde, meme başı etrafında, iki meme arasında, göbek çevresinde, kasık ile göbek arasındaki orta hatta, bacakların iç yanında, sırtta, kalçalarda ve kasıklarda yoğundur.

Hirsutism androjen adı verilen erkeklik hormonlarının artışı sonucu veya kıl foliküllerinin androjenlere olan duyarlılığında artışa bağlı gelişir ve akne (sivilce) çoğunlukla eşlik eder. Androjen kadınlarda erkeklere göre çok daha düşük seviyelerde bulunur.

Sosyal hayat içerisinde kadınların çekindikleri ve rahatsız oldukları konulardan birisi de zamansız adet görmektir. Örneğin izin döneminde adet görecek olan ya da düğününe birkaç hafta kala , balayı döneminde adet göreceğini fark eden kadın doğal olarak huzursuz olur. Bu adet dönemini atlatmak ya da en azından işi sona erene kadar geciktirmek için yöntemler araştırmaya başlar. Bu yöntemlerin çoğu eşinden dostundan duyduğu ya da daha önce başka bir arkadaşının kullandığı yöntemdir. Oysa bu tür bir bilgi neticesinde elde edilen ilacı kullanmak ya da eczaneye giderek adet geciktirici ilaç almak zaman zaman oldukça olumsuz sonuçlar verebilir. Ya da daha kötüsü adet kanamasının zamanından önce getirmek için eczaneden adet söktürücü olarak ta bilinen ancak aslında hiçbir şekilde bu amaç için kullanılmayan ilaçlardan temin ederek kanamasını vaktinden önce görmeye çalışabilir. Bu tür davranışlar kişinin hormonal dengesinde sonradan düzeltilmesi çok zor düzensizliklere neden olabilir.

 

Bazı eczacıların farkında olmadığı ise hekimin bu ilacı yazarken adet gecikmesinin altında yatan patolojik bir durum olmadığını saptadığıdır. Örneğin gebe olduğu için adet gecikmesi olan bir kişinin eczaneye giderek adet söktürücü iğne istediğini düşünelim. Eczacının da gebelik testi yaptığını ve sonuç negatif çıktığı için kadını bu tür bir iğne yaptığını farz edelim. İdrarda yapılan gebelik testlerinin yanılma oranının kısmen yüksek olduğunu düşündüğümüzde bu kadın iğneden sonra da adet görmeyecektir. Eğer gebelik ürünü içeride hayatını kaybeder ise kanama olmayacağından kadının hayatını dahi tehdit edebilecek komplikasyonlar ortaya çıkabilecektir. Ya da bu kadının gebeliği bir dış gebelik ise, gebelik rüptüre olabilecek ve iç kanama nedeni ile kadının hayatı yine tehlikeye girebilecektir. Gebelik olmasa bile adet gecikmesinn nedeni hormon salgılayanbir yumurtalık kisti olabilir. Bu durumda da hastanın tedavisi yetersiz kalacaktır. Olası bir komplikasyonda eczacının sorumluluğu yoktur. Oysa hekimbu tür bir vakada jinekolojik muayene, ultrasonografi ve kan tetkiklerini yaparak adet gecikmesinin patolojik bir nedene dayanmadığını gösterek ilaç reçete eder.

Adet kanamasının tarihi uygunsuz bir zamana denk geldiğinde en uygun yöntem kanamayı erkene almaya çalışmak değil geciktirmektir. Bu amaçla çeşitli ilaçlar kullanılabilir. Örneğin doğumkontrol hapı kullanıyorsanız iki kutu arasında bir hafta ara vermeyerek, ilk kutu bitiminde hemen yeni bir kutuya başlayarak o periodunuzu geciktirebilirsiniz. İkinci kutudan sonra ise ara vermeniz gereklidir. Eğer herhangi bir ilaç kullanmıyorsanız doktorunuzla görüşmelisiniz. Kendisi size uygun bir ilaç önerecektir. Bu tür ilaçlar kullanmak için kist vb. gibi herhangi bir patolojik durum olmamalıdır. Unutmayın adet geciktirmek amacı ile alınan ilaçlar en fazla 10 gün süre ile kullanılmalı ve beklenen adet kanamasından 3 gün önce başlanmalıdır.