Gebelikten Korunma Yöntemleri

Doğum Kontrol HaplarıHaplar, bir doktor gözetiminde hastanın muayenesinin yapılıp değerlendirilmesinden sonra kullanılmalıdır. Çünkü çok değişik etkileri olan farklı haplar vardır. Hastanın özelliklerine bakıp hastaya uygun olan ilacı vermek en doğrusudur. Bir kadının çok memnun olduğu bir hap başka bir kadın tarafından yan etkileri dolayısıyla tercih edilmeyebilir.

Doğum kontrol hapları, steroid hormonlar (östrojen ve progesteron) içeren ilaçlardır. Yalnız başına progesteron içeren doğum kontrol hapları da vardır ama, piyasada çoğunlukla kombine (östrojen+ progesteron içeren) ilaçlar bulunur.

Bunlar, daha çok beyindeki hipofiz ve hipotalamus bölgeleri üzerinde etki göstererek yumurtlamanın önlenmesi yoluyla etki gösterirler. Ayrıca, rahim içi dokusunu (endometrium) bebeğin yerleşmesine elverişsiz hale getirme, rahim ağzı salgısını (servikal mukus) koyulaştırarak spermlerin ilerlemesini engelleme ve tüplerin hareketlerini bozarak spermle yumurtanın karşılaşmamasını sağlama gibi etkileri de vardır. Yalnızca progesteron içeren haplar (minipill), daha çok 2. mekanizma yoluyla doğum kontrolu sağlar; bu hapları kullanan hastaların % 40'ında normal yumurtlama olur.

Doğum kontrol haplarının başarısızlık oranları, hapların cinsine ve hastaların uygulamadaki özenine göre değişmektedir. Özenle kullanıldığında, kombine doğum kontrol haplarının ilk yıl içindeki başarısızlık oranı binde bir olarak bildirilmektedir ama, bu oran pratikte yüzde 3'e kadar çıkmaktadır. Yalnızca progesteron içeren haplarda (ülkemizde bulunmamaktadır), bu oranlar sırasıyla binde 5 ve yüzde 3 olarak verilmektedir.

Doğum kontrol haplarının, 21 gün süreyle her gün aynı saatte alınması önerilir. Hapa ilk başlayacak kişinin, adetin 5. gününden önce (tercihan ilk gün) başlaması, sonraki aylarda ise kutu bitince yedi gün ara vererek sekizinci gün yeni kutuya başlaması gerekmektedir. Burada hapın her gün hiç unutulmadan alınması önemlidir. Bir hap unutulduğunda, akla gelir gelmez alınmalı, daha sonra diğer haplara sırasıyla devam edilmelidir. O ay hapın koruyucu etkisi devam eder. Kutunun ilk 2 haftasında iki hap unutulursa, sonraki iki gün ikişer tane hap alınarak bu telafi edilir. Burada da başka bir korunma yöntemine gerek yoktur ama, bazı doktorlar bir hafta süreyle ek bir korunma yöntemi önermektedir. 3. haftada 2 hap veya herhangi bir dönemde ikiden fazla hap unutulmuşsa, hemen ek bir doğum kontrol yöntemi uygulanmalıdır.

Ayrıca doğum kontrol hapı kullanan hanımlar, hiç hap unutmasalar bile, gastroenterit (şiddetli bulantı-ishal) durumlarında en az bir hafta süreyle başka bir yöntem kullanarak korunmalıdır. Bazı kutularda 28 hapbulunur. Bu, kullanım kolaylığı içindir. Asıl doğum kontrolu sağlayan ilk 21 haptır, diğer 7 hap ise genellikle demir gibi vitamin hapları içerir. Unutulma durumlarında, bu yedi hap gözardı edilmelidir.

Hap seçiminde biz, etkili doğum kontrolu ve geniş güvenlik aralığı ilkesini esas alırız.

Düşük doz bir progesteron ile birlikte, 50 mikrogramın altında düşük doz östrojen içeren doğum kontrol hapları daha çok tercih edilir. Ayrıca tüylenme, yağlı cilt ve sivilce gibi sorunları bulunan hastalarda, anti-androjen etkisi de olan doğum kontrol hapları ilk seçenek olmalıdır.

Hangi Durumlarda Kesinlikle Doğum Kontrol Hapı Kullanılmaz

1. Tromboflebit, tromboembolik hastalıklar (kanın pıhtılaşarak damarlarda tıkaçlar oluşturması), serebral vaskuler (beyin damarlarında) hastalık, koroner damar hastalığı; önceden bu tip hastalıklar geçirilmesi veya bu hastalıklara yatkınlık durumu.

2. Karaciğer fonksiyonlarında ileri derecede bozulma.

3. Meme kanseri ya da şüphesi.

4. Teşhis konulmamış anormal vaginal kanama.

5. Gebelik ya da gebelik şüphesi.

6. 35 yaşın üzerindeki sigara tiryakileri.

Doğum Kontrol Haplarının Nispeten Kullanılmaması Gereken Durumlar

1. Migren baş ağrıları; İleri yaşta olmayan, sigara içmeyen ve hipertansiyonu bulunmayan migren vakalarında, düşük doz doğum kontrol hapları kullanılabilir.

2. Hipertansiyon; 35 yaşından küçük hipertansiflerde düşükdoz doğum kontrol hapları kullanılabilir.

3. Myom; Düşük doz hapların, myomların büyümesine yol açmadığı ve adet kanamasının miktarını azalttığı gösterilmiştir.

4. Gebeliğe bağlı şeker hastalığı; Kan şeker düzeyleri yakından takip edilerek, bu hastalar doğum kontrol hapı kullanabilir.

5. Acil olmayan ameliyatlar; Büyük ameliyatlardan yaklaşık 4 hafta önce, doğum kontrol hapı kullanımına son verilir. Bu haplar, ameliyat sonrası hareketsiz kalmanın da etkisiyle kanda pıhtılaşmaya ve damar tıkanmalarına yol açabilir.

6. Epilepsi (sara hastalığı); Doğum kontrol haplarının, bu hastalığın seyri üzerinde kötü bir etkisi yoktur. Hatta olumlu etkileri bildirilmiştir. Ancak, sara ilaçları doğum kontrol haplarının etkisini azaltır.

7. Gebelikte tıkanma sarılığı geçirilmiş olması.

8. Orak hücre hastalığı; Bir tür kan hastalığıdır. Bunlar dada gebeliğin önlenmesi daha önemli olduğu için, düşük doz doğum kontrol hapları önerilmektedir.

9. Diabetes mellitus (şeker hastalığı); 35 yaşın altındaki ve başka bir rahatsızlığı bulunmayan hastalar doğum kontrol hapı kullanabilirler.

10. Safra kesesi rahatsızlığı; Doğum kontrol hapları, safrataşları oluşturmaz. Ancak taş varsa, hastanın şikayetlerini artırabilirler.

Doğum Kontrol Haplarının Yararlı Etkileri

  • Etkili Doğum Kontrolu
  • Kürtaja daha az ihtiyaç duyulması
  • Cerrahi kısırlaştırmaya daha az ihtiyaç duyulması
  • Endometrium (rahim) kanserinde azalma
  • Yumurtalık kanserinde azalma
  • Dış gebelik riskinde azalma
  • Adetlerin daha düzenli olması
  • Adet kanaması miktarının azalması
  • Adet sancılarının düzelmesi
  • Kansızlığın azalması
  • Daha az salpenjit (tüplerin iltihaplanması) görülmesi
  • Muhtemelen daha az endometriosis görülmesi
  • Muhtemelen daha az selim meme hastalığı görülmesi
  • Muhtemelen daha az romatoid artrit görülmesi
  • Muhtemelen damar sertliğine (ateroskleroz) karşı korunma sağlanması
  • Muhtemelen kemik yoğunluğunun artması
  • Muhtemelen myomların azalması
  • Muhtemelen yumurtalık kistlerinin azalması

Haplarla İlgili Sorunlar Ve Çözümleri

Adet dışı kanamalar: En sık olarak, hapa başlanılan ilk aylarda görülür. Bu geçici bir durumdur. Çoğunlukla kendiliğinden düzelir. Birkaç yıl sonra da ara kanamaları görülebilir. Sigara içenlerde, hapı düzensiz alanlarda ve rahim ağzında iltihap (özellikle servikal klamidya enfeksiyonu) bulunan hastalarda ileri dönemde ara kanamalarına daha sık rastlanır. Bu kanamalar için, kısa süreli östrojen tedavisi genellikle yeterli olur.

Adetin kesilmesi (amenore): Özellikle düşük doz östrojen içeren hap kullananlarda görülür. Rahimin aşırı incelmesi, bu olaya neden olur.Uzun süreli bir etkisi yoktur. Gebelik şüphesi nedeniyle, hekim ve hastada endişe yaratır. İlaç alınmayan haftanın sonunda bir gebelik testi yapılarak, gebelik olasılığı uzaklaştırılır. Bu olayın tekrarlamaması için, hastaya genellikle sonraki ay 21 gün süreyle hap+östrojen verilir. Bu durum nedeniyle hap kullanımına son vermemek gerekir.

Kilo alma: Hapların kilo almaya yol açtığı görüşü yanlıştır. Bu, bir algılama sorunudur. Hastalara, bu nedenle ilacı bırakmamak için düşükdoz haplar, düzgün beslenme ve düzenli egzersiz önerilebilir.

Sivilceler: Düşük doz haplar, sivilcelerde düzelme yapar.

Yumurtalık Kistleri: Düşük dozlu haplarda, fonksiyonel yumurtalık kistlerine daha sık rastlanır. Önemli bir sorun değildir. Tedaviyle düzelir. Östrojen dozu arttıkça kistler azalır.

Depresyon: Bu durum da, daha çok yüksek doz östrojen içeren hap kullananlarda görülür. Çözüm olarak, düşükdozlu bir preparata geçmek gerekir.

Kanser: Yukarda da bahsettiğimiz gibi, doğum kontrol hapları bazı kanser türlerine karşı koruyucu etki gösterir. Bu nedenle, kanser yaptığı yönündeki spekülasyonlar asılsızdır.

Yaş: 35 yaşın üzerindeki hastalar, başka bir rahatsızlıkları yoksa ve sigara içmiyorlarsa doğum kontrol hapı kullanabilirler. Düşük dozlu haplar tercih edilmelidir.

Cinsel İstek: Doğum kontrol hapları, bazen cinsel istekte azalma yapabilir. Bu durumda, başka bir hapa geçmek uygundur.

Kısırlık: Doğum kontrol haplarının kısırlık yapıcı bir etkisi yoktur. Hap bırakıldıktan sonraki iki yıl içinde görülen gebelik oranları, diğer insanlardan farklı değildir.

Menopozu Geciktirme: Doğum kontrol haplarının ne menopozu geciktirici ne de hormonları bozucu etkisi vardır. Hap kullanan hastalar adet görmeye devam etse de, belli bir yaştan sonra yumurtalıklar ömrünü tamamlar. Hasta ilaç kullanmaya devam ederse, bunun farkına varmayabilir. Belli testler yapılarak menopoz doğrulandığı takdirde, doğum kontrol haplarını bırakarak menopoz ilaçları kullanmaya başlamak daha doğru olur.

Piyasada bulunmadığı için, burada minipill'den ayrıntılı olarak bahsedilmeyecektir. Ancak yalnızca progesteron içeren bu haplar, emziren kadınlar ve 40 yaşın üzerindekiler için özellikle uygundur. Ayrıca, damarhastalığı bulunan diabet, kalp-damar hastalığı gibi ciddi tıbbi sorunları nedeniyle östrojen içeren kombine doğum kontrol haplarının yasak olduğu hastalarda da kullanılabilirler. Bir ölçüde kombine doğum kontrol haplarının açığını kapatırlar.

Genel Özellikler

  • Her gün düzenli alınması gerekir.
  • Kadında yumurtlama ve döllenmeyi engeller. (kullanıldığı sürece)
  • Doğru kullanıldığında çok etkilidir.
  • Adetin ilk beş günü içinde, tercihen ilk günü alınmaya başlanmalıdır.
  • Adet öncesi gerginliği ve adet sancılarını önler.
  • Rahim ve yumurtalık kanserlerine karşı koruyucudur.
  • Adet kanamalarının miktarını azalttığından bu nedenle oluşabilecek kansızlığa karşı koruyucu etkileri vardır.
  • Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan (HIV/AIDS, hepatit-B, frengi, bel soğukluğu, klamidya gibi) korumaz.

Hap

  • Kadında doğal olarak bulunan kadınlık hormonlarından ikisini (östrojen ve progesteron) içerir.
  • 35 yaş ve üstünde olup, sigara içen kadınlar hapla korunacaksa sigarayı bırakmalıdır.
  • Anne sütünün miktarını azalttığı ve yapısını değiştirdiği için emzirirken kullanılmaz.

Mini Hap

  • Kadında doğal olarak bulunan kadınlık hormonlarından yalnızca birini (progesteron) içerir.
  • Anne sütünü etkilemediği için emziren kadınlar da kullanabilir.

Normalde gebelik oluşabilmesi için erkekten gelen sperm ile kadından gelen yumurtanın fallop tüplerinde bir araya gelmesi gerekir. Tüplerin geçirgenliğinin bilinçli olarak engellenmesi ise bir doğum kontrol yöntemidir ve cerrahi sterilizasyon olarak adlandırılır. Bu şekilde sperm yumurtaya ulaşamaz ve onu dölleyemez.

Tüp Ligasyonu Ameliyatı ;

Tüp Ligasyonu  - Tüplerin Bağlanması Bugüne kadar tanımlanmış pek çok tüp ligasyonu tekniği mevcuttur. Tüplerin etrafına sıkı bir plastik halka geçirilebilir, tüplerin süpürgemsi ucu (fimbria) cerrahi olarak çıkarılabilir, tüp yakılıp ortası kesilebilir ya da tüp ortasından bir parça çıkartılarak kalan uçlar bağlanabilir. En son tarif edilen teknik Pomeroy tekniği olarak adlandırılır ve en sık kullanılan tekniktir.

Laparparoskopi genelde son derece basit ve ayaktan yapılan bir işlem olmakla birlikte genel anestezi altında yapılır.Yaklaşık 15 dakikasüren işlem sonrası hastanede yatmak gerekmez, 3-4 saatlik dinlenme sonrası hasta evine gidebilir. Takiben 1 günlük dinlenme genelde yeterlidir. İşlem sonrası ilk 24 saat ağızdan ağrıkesici almayı grektirecek şiddette ağrı olabilir.

Gebelik şüphesi olmayan herhangi bir zamanda, kadın evli isekendisinin ve eşinin yazılı onayı ile yapılır!

Tüp Ligasyonu  - Tüplerin Bağlanması

 

Koruyuculuğu hemen başlar ve ömür boyu sürer. Yüksek orandakalıcı koruma sağlaması açısından uygun kişilerde en avantajlı doğum kontrol yöntemidir.


Kalıcı bir yöntem olması ve geri dönüş olasılığının düşük olması en önemli dezavantajıdır.

Etkinliği %100' e yakındır. Çok az bir oranda tüplerin tekrar açılabilmesi ve gebelik ihtimali vardır. Tüplerin bağlanmasından sonra gebelik oluşma riski diğer bir çok korunma yöntemine göre çok düşüktür fakat yine de 1000 kadından dördünde böyle bir gebelik oluşma riski vardır. O yüzden her korunma yönteminde olduğu gibi tüpler bağlandıktan sonra da adet gecikmesi olursa gebelik testi yapılmalı ve doktora başvurmalı. Tüpleri bağlı olan bir kadında adet gecikmesini takiben gebelik testi pozitif olduğunda bunun bir dış gebelik olmadığı mutlaka gösterilmelidir.

Tüpler bağlanırken uygulanan tekniğe bağlı olarak mikrocerrahi işlemler ile tüpler yeniden açılabilir. Ancak bu operasyonların hem etkinliği düşüktür hem de maliyeti yüksektir. Tüpleri bağlanmış olan bir kadın yeniden çocuk sahibi olmak istediğinde en uygun yöntem tüp bebek uygulanmasıdır. Ancak tüp bebek uygulamalarında da gebelik şansının %100 olmadığı akılda tutulmalıdır. Artan kadın yaşı ile birlikte hamilelik şansı da giderek azalmaktadır.

Tüp ligasyonlarının çoğu sezaryen operasyonları sırasında yapılır. Ancak bu şart değildir. Her zaman yapılabilir. Sezaryen sırasında yapılabildiği gibi daha çok laparoskopi ile her yaşta ve dönemde yapılabilir. Ancak sezaryen dışı zamanlarda yapıldığında gebelik testi yapılarak bir hamilelik olmadığı gösterilmelidir. Hamilelik şansını en aza indirmek için tercihan adet kanamasını takip eden ilk günlerde yapılmalıdır.

Tüplerin bağlanması işleminin herhangi bir yan etkisi yoktur. Adet düzeninde genelde bir değişikliğe neden olmaz. Cinsel yaşantı açısından hiçbir olumsuz etkisi yoktur.

Kimler için uygundur

  • Ailesini tamamlamış, dilediği kadar çocuk sahibi olmuş ve bundan sonra çocuk sahibi olmayı düşünmeyen çiftler
  • Olası bir hamileliğin kadın hayatını ciddi ölçüde tehdit etmesi beklenilen ve bu nedenle hamile kalmasına kesinlikle izin verilmeyecek olan kadınlar
  • Zeka özürü gibi nedenlere bağlı olarak cinsel tacize uğrama ve hamile kalma olasılığı yüksek olan kişiler.

Kimler için uygun değildir

  • Henüz ailesini tamamlamamış çiftler
  • Ailesini tamamladığını düşünse bile 30 yaşın altındaki kişiler.

Erkek Kondomu-Prezervatif

Prezervatif & Kondom & Diyafram & Spermisitler

 

Kondom (Prezervatif) kullanımının püf noktaları ve "kondom kazaları" :


Kondom (prezervatif, kaput) gebelikten korunmada yüzyıllardan beri kullanılan bir yöntemdir. Tarihte bilinen ilk kondom, yılan derisinden üretilmiştir. Daha sonraları keten, koyun derisi, hayvan barsağı gibi maddelerden üretilmiş olan kondomlar günümüzde lateks adı verilen maddelerden üretilmekte ve özellikle nonoksinol-9 adı verilen spermisit maddenin eklenmesiyle, usulüne uygun kullanmak şartıyla, güvenilirliği kabul edilebilir sınırlara gelmektedir.

Kondom, ejakülasyon (boşalma) esnasında spermi içinde hapseder ve sperm hücrelerinin kadın genital sistemine ulaşmasını engeller. Kondomun koruyuculuk oranı ön planda uygulama şekline, ikinci planda kondomun kalitesine bağlıdır. Bu nedenle kondom kullanımı her ne kadar basit gibi görünse de her çift aşağıdaki noktaları mutlaka dikkate almalıdır:

Her ilişki esnasında yeni bir kondom kullanılmalı ve orgazm sonrası çıkarıldıktan sonra penis başında az miktarda da olsa sperm bulunabileceğinden penis kadının genital sisteminden uzak tutulmalıdır.
Kondomun seçimi çok önemlidir. Üzerinde üretim tarihi ve son kullanma tarihi bulunan ve spermisit içeren kondomlar tercih edilmelidir.

Kondom yanlızca "tehlikeli" günlerde uygulandığında koruyuculuk oranı düşer. Bu yüzden kadın siklusun hangi döneminde bulunursa bulunsun mutlaka her ilişkide kullanılmalıdır.

En sık yapılan hatalı uygulamalardan biri de cinsel ilişkiye kondomsuz başlanması ve hemen orgazm öncesi dönemde takılmasıdır. Bu durum istenmeyen gebeliklerin oluşmasına neden olabilir. Zira ejakulasyon olmasa bile erkekte uyarılma döneminde salgılanan sıvılarda az miktarda da olsa sperm hücreleri bulunmaktadır.

Cinsel ilişkiye geçmeden hemen önce erkek cinsel organına uygun bir şekilde takılmalıdır. Her kondom tek kullanımlıktır.

Kadında ya da erkekte lateks ve/veya kondomun içerdiği spermisit ajanlara karşı aşırı duyarlılık olması durumunda kullanılmamalıdır.

Kondomun ne gibi avantajları vardır?

Kondom kullanımının en büyük avantajı düzensiz cinsel yaşamı olan çiftler için en uygun korunma yöntemi olmasıdır. Ulaşılması kolaydır ve ucuzdur.

Gebelikten koruması dışında AIDS, Hepatit B ve C virüsü veHPV (genital siğil) dahil tüm mikrobiyolojik etkenlerin cinsel ilişkide çiftin birinden diğerine bulaşmasını engeller. Bu özellik diğer korunma yöntemlerinin hiç birinde bulunmayan bir özelliktir. Ancak yukarıda sayılan enfeksiyon hastalıkların yanlızca genital temasla bulaşmadığı unutulmamalıdır (HepatitB'nin öpüşmeyle bulaşması, HPV'nin prezervatifin kapamadığı bölgenin enfekte bölgeye temasla bulaşması gibi).

Kondom, kadında antisperm (sperme karşı) antikorlarının oluşmasını önleyebilir. Bu özellik kadında eşinin spermlerine karşı antikor oluşumuna bağlı infertilite tedavisinde yararlı olabilir.

Kondom kullanımının riskleri var mıdır?

Uzun süreli kondom kullanımının çiftlerde psikolojik kökenli cinsel işlev bozuklukları yaratabileceği söylenmesine karşın bu duruma ender rastlanır.

Ender görülmesine karşın lateks allerjisi ciddi bölgesel belirtilere neden olabilmektedir.

Kondomun yırtılması:Uygun kullanımda çok ender görülür. Kondom yırtıldığında, özellikle nonoksinol-9 içermeyen kondom kullanımında gebelik riski ve cinsel yolla bulaşan hastalık etkenlerine maruz kalma riski kondom kullanmamış olanlardaki kadar yüksektir. Acil kontrasepsiyon uygulanması ve gerekirse enfeksiyondan korunmak için tedavi görülmesi amacıyla doktora başvurulması önerilir.

Kondomun çıkartırken vajinada kalması: Bu durumda kadın ya da erkek dikkatli bir şekilde işaret ve orta parmaklarını vajinaya yavaşça sokup kondomu bulunduğu yerden çıkarmalıdır. Kondomun yırtılması esnasında ortaya çıkan riskler burada da geçerlidir.

Gebelik oluşumu:

Kondomun gebelikten korumada çok etkili bir yöntem olduğu söylenemez. Bu nedenle kondom kullanımıyla korunan çift, bir haftalık bir adet gecikmesinden itibaren ve/veya gebeliğe bağlı belirtiler oluştuğunda tanı amacıyla mutlaka en kısa zamanda gebelik testi yaptırmalı, ya da en ideali doktoruna başvurmalıdır.

Kadın Kondomu

Prezervatif & Kondom & Diyafram & Spermisitlerİnce, şeffaf, yumuşak plastikten yapılmış, uçları halka ile gerilmiş kılıf şeklinde bir araçtır. Cinsel ilişki öncesinde, kadının vajinasına yerleştirilir.Cinsel ilişki sırasında, meni içindeki spermlerin kadının vajinasına dökülmesini engeller. Spermisitle birlikte ve doğru kullanıldığında oldukça etkilidir. Her cinsel ilişkide yeni bir kadın kondomu kullanılmalıdır. Anne sütünü etkilemediği için emziren kadınlar da kullanabilir. Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan (HIV/AIDS, Hepatit-B, Frengi,Bel Soğukluğu, Klamidya Gibi) korur.

 

 

Diyafram

Prezervatif & Kondom & Diyafram & Spermisitler

İnce lastikten yapılmış, rahim ağzını örten kubbe şeklindebir araçtır. Erkek tohum hücrelerinin (sperm) hazneden (vajinadan, döl yolundan) rahime geçmesini engeller. Doğru kullanıldığında oldukça etkilidir. Cinsel ilişkiden önce yerleştirilir ve ilişkiden en erken altı saat sonra çıkarılır. Doğru kullanılırsa, aynı diyafram yıkanıp kurulanarak iki yıl süreyle kullanılabilir. Anne sütünü etkilemediği için emziren kadınlar da kullanabilir. Bazı cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara karşı koruyucudur.

 

 

Spermisitler ( Sperm Yok Ediciler )

Kadının vajinasına konularak uygulanan jel, fitil ve köpüren tabletlerdir. Tabletlerin erimesi için cinsel ilişkiden 10 - 15 dakika önce vajinanın derinine uygulanmaları gerekir. Etkisini tam gösterebilmesi için cinsel ilişkiden sonra da en az 6 saat vajina hiçbir sebeple yıkanmamalıdır. Vajinanın doktor tarafından önerilmedikçe, herhangi bir sebepten yıkanması doğal korunmasını bozarak enfeksiyonların oluşma riskini artıracağından kesinlikle önerilmez. Sperm hücrelerini vajina içinde etkisiz hale getirerek gebeliği önler. Doğru kullanıldığında oldukça etkilidir. Her cinsel ilişki için uygulama tekrarlanmalıdır. Anne sütünü etkilemediği için emziren kadınlar da kullanabilir. Bazı cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara karşı koruyucudur.

Spiral - Rahim İçi Araç (Ria)Spiral rahim içine yerleştirilen bir araçtır ve istenmeyen gebelikleri engellemekte yüksek etkinliğe sahip bir doğum kontrol yöntemidir. Spiral, dünya genelinde aile planlaması açısından çok önemli bir yere sahiptir. Halk arasında SPİRAL  olarak adlandırılan rahim içi araç , enfeksiyonlara yatkınlığı artırmasına rağmen Dünya SağlıkÖrgütü (WHO) tarafından en güvenli ve etkili doğum kontrol yöntemlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Günümüzde kullanılan spirallerlerin  kullanım süreleri değişkendir. Üretici firmalar 3 yıl ile 8 yıl arasında değişen kullanım süreleri belirtmektedir. Düzenli jinekolog kontrolleri yapıldığı sürece 10 yıla kadar  sorunsuz kullanılabilmektedir. Piyasada değişik marka ve yapılarda pek çok RİA bulunmaktadır. Bunların hepsi yurtdışından çeşitli ülkelerden ithal edilmektedir. RİA'ların hemen hepsinde polietilen gövde üzerinde baryum sülfat kaplıdır, böylece röntgen filmlerinde görülebilir. Spiralin alt ucunda genellikle bir halkaya spiralin ipi bağlıdır. Bu ipin kontrolü ile RİA'nın yerinde olup olmadığı anlaşılır, ayrıca RİA çıkartılmak istendiğinde bu ip çekilerek RİA rahatlıkla alınır.

Spiralin Etki  Mekanizması

Spiral, spermlerin rahim içerisinden yukarıya (yumurtaya) doğru geçişini engellemek yoluyla etki gösterir. Spermleri öldürme, hareketlerini ve dölleme kapasitesini azaltma etkileri vardır. Rahim içerisinde oluşturduğu reaksiyon ve rahim ağzından salgılanan mukusu koyulaştırıcı etkileri ile spermlerin yumurtaya ulaşmasına engel olurlar. Nadiren, rahim içine yerleşmeyi önleyici özelliği nedeniyle acil doğum kontrolunda da spiralden yararlanılır. Korunmasız ilişki sonrası, ilk 4-5 gün içinde spiral takılması gebeliği önler. Progesteron salgılayan spiraller, spermler üzerindeki etkiye ek olarak rahim iç dokusunda incelme ve bazen de yumurtlamayı engelleme yoluyla etki gösterirler.

Spiralin Takılma Zamanı

Spiral, doğumdan, düşükten veya kürtajdan hemen sonra ya da gebe olmayanlar için herhangi bir zamanda güvenle takılabilir. Ancak, kendi kendine atılma oranının yüksekliği nedeniyle 3 aydan büyük düşüklerden ve doğumlardan sonra, 1 ay beklemek daha uygun olur. Adet kanamasının son günleri, spiral takmak için en çok tercih edilen zamandır. Bunun avantajı, hastanın gebe olmadığından emin olmak, rahim ağzının biraz açılmış olması nedeniyle hastanın acı hissetmemesi ve spirale bağlı kanamanın adet kanaması nedeniyle farkedilmemesidir.

Spiral Çeşitleri ;

Saf Spiraller: Herhangi bir metal ya da hormon içermezler. Biz zamanlar bizde yaygın olarak kullanılmaktaydı (Lippes Loop); ancak şimdi kullanımı terk edilmiştir.

Spiral - Rahim İçi Araç (Ria)


Bakırlı Spiraller: Bakır içerirler. Nova - T,Cupper - T ve Multiload - 375 en sık kullanılanlarıdır. (Solda Cupper - T, Sağda Multiload görülmektedir.)

Spiral - Rahim İçi Araç (Ria)

Hormon Salgılayan Spiraller: Ülkemizde Mirena bulunmaktadır. Progesteron (Levonorgestrel) hormonu salgılarlar. Adet sırasındaki ağrıyı ve kanamayı azaltıcı etkileri vardır. Ayrıca pelvik enfeksiyon riskinde de azalma görülür.

Spiral - Rahim İçi Araç (Ria)


Spiral  Nasıl Takılır?

Spiral takılması fazla ağrılı bir işlem değildir, Spiral takılmadan yarım saat önce  ağrı kesici alınması işlem sırasında ya da sonrasındaki ağrıları azaltacaktır. Beraberinde antibiyotik alınması önerilebilir. Bu şart olmaya nbir uygulamadır.

Jinekolojik muayene masasında , vaginaya spekulum takılır, antiseptik solüsyon ile temizlik yapılır. Rahim ağzı tenekulum adı verilen bir alet ile tutularak çekilir ve uterus düz pozisyona getirilir. Spiral rahim ağzından geçirilerek rahim içine yerleştirilir ve rahimin tepe noktasına deyinceye kadar ittirilir. Spiral artık tamamıyla içeridedir. RİA'nın ipi 0.5-1 cm dışarıda kalacak şekilde kesilir. Spiral takıldıktan sonra doğru yerde olup olmadığı ultrason ile kontrol edilmelir.

  Spiral - Rahim İçi Araç (Ria)

Ultrasonda Spiralin Görüntüsü


Spiral takıldıktan sonra bazı kadınlarda birkaç ay adet kanamaları fazla miktarda ve ağrılı olabilir ancak zaman içinde bu durum düzelir. Spiral taktıranların %95' i herhangi bir rahatsızlık yaşamazlar. İlk birkaç ay adet aralarında lekelenme tarzında kanamalar olabilir. Adet kanamalarının 10güne kadar sürmesi normaldir.  

Spiral  takılmasını takiben ilk adet kanamasından sonra  kontrole gidilir. Bu kontrolde spiralin yerinde olup olmadığına ve enfeksiyon bulunup bulunmadığına bakılır. Herşey yolundaysa yılda birkez kontrole gitmeniz yeterlidir.

Spiralin Çıkartılması;

RİA'nın çıkartılması son derece kolay ve ağrısız birişlemdir. Doktorunuz spekulum taktıktan sonra spiralin ipini bir aletle tutarak çeker. Nadiren RİA uterus içine hafifçe gömülebilir ya da ipi içeriye kaçabilir. Böyle bir durumda bazı özel aletler yardımıyla çıkarılabilir. Eğer bu şekilde de çıkmaz ise histeroskopi altında çıkartılması gerekebilir.

Spiral Hangi Durumlarda Takılmaz?

  • Gebelik
  • Enfeksiyon;
  • Yeni geçirilmiş, geçirilmekte olan ya da tekrarlayan pelvik enfeksiyon
  • Bel soğukluğu ya da klamidya gibi cinsel yolla bulaşan bir hastalık varlığı
  • Son 3 ay içinde endometrium enfeksiyonu geçirmiş olmak veya enfekte bir düşük olayı yaşamış olmak
  • Kontrol altına alınmamış rahim ağzı ya da vajina enfeksiyonu olması
  • Teşhis konulmamış vaginal kanama
  • PAP smear sonucunun normal olmaması , Bilinen ya da şüphe edilen serviks veya endometrium kanseri olması
  • Kronik bağışıklık yetmezliği (AIDS, Lösemi...)
  • Rahim anatomisinde bozukluk veya spiralden daha küçük ve kısa bir rahim olması
  • Büyük myomlar.
  • Bakır alerjisi ve Wilson hastalığı (Bakır içeren spiraller için)

Spiral Taktıranlara Önemli Uyarılar

  • İstenmeyen gebeliklere karşı korunma, spiral takıldıktan hemen sonra başlar.
  • Spiral, iyi hasta seçimi ve uygun takılma tekniği uygulandığı takdirde, çekildikten sonra kısırlık sorununa yol açmaz
  • Adetler daha uzun ve daha fazla miktarda olabilir; (Progesteron salgılayan spirallerde bu soruna rastlanmaz)
  • Spiral varken tampon kullanılabilir
  • Spiral takıldıktan sonraki ilk aylarda pelvik enfeksiyon riski biraz artar.
  • Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara karşı, ayrıca prezervatif kullanmak gerekir.
  • Spiral takılı olanlarda dış gebelik görülebilir.
  • Spiral kendi kendine düşebilir ya da aşağı sarkabilir. Her ay spiralin ipi hasta tarafından kontrol edilmeli ve bir anormallik durumunda doktora başvurulmalıdır.
  • Spiralin süresi dolduğunda, bir sorun yoksa yeni bir spiral hemen takılabilir.
  • Korunmasız girilen cinsel ilişki sonrası acil korunma amacıyla ilişkiden sonraki ilk beş gün içinde bir sağlık kurumuna başvurup, Rahim İçi Araç uygulaması istenebilir. Rahim İçi Araç uygulamasıyla acil olarak korunmak için adet görmüş olmak gerekli değildir. Ancak korunmasız ilişkiden önceki günlerde gebe kalınmadığından emin olunmalıdır.

Kürtaj veya gebelik sonlandırılması, rahim içerisindeki bir gebeliğin çeşitli özel yöntemlerle dışarıya alınması, boşaltılması işlemidir. İstenmeyen gebeliklerin sonlandırılması ülkemizde reşit kadınlara tanınan yasal ve çağdaş bir haktır. Kürtaj işlemi yalnızca Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı tarafından ve bu konuda sertifikası olan hekimlerce uygulanır. Deontoloji kuralları gereği ve Hipokrat yeminine sadık kalınarak hastaya yapılan işlem hakkında hasta dışında kimseye bilgi verilmez.Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre istenmeyen gebelikler kadının arzusuyla 10. gebelik haftasına kadar sonlandırılabilir. Kişi evli ise eşinin de onayı gerekirken, evli değil ise ve 18 yaşını doldurmuş ise kendi isteği ve rızası yeterlidir. Yaşı 18'den küçük bayanlarda ise ebeveyn onayı gereklidir.

Gebelik esnasında, annenin sağlığını riske atabilecek bazı durumlarda ve bebekte ortaya çıkabilecek, yaşamını idame ettirmesine engel teşkil edecek bir takım problemler tesbit edildiği durumlarda anne ve babanın onayı alınarak 10 haftadan daha büyük gebelikler de sonlandırılabilir. Böyle bir durumda birden fazla uzman doktorun kurul kararı vermesi gereklidir.

Gebelik sonlandırılması çeşitli yöntemlerle gerçekleştirilir.Yurt dışında bazı ülkelerde kullanılan düşük ilacı (RU-486) Türkiyede kullanılmamaktadır. Bebeğin rahim dışına tahliyesini sağlayan ilaçlar (bir nevi düşük yaptıran ilaçlar) erken dönemde gebeliği sonlandırmaz. İleri dönemde bebekte anomali tesbit edildiğinde yapılan sonlandırma işlemi medikal abortusdur. Ağrı ve kanamaya yol açan bu ilaçlar bebeğin düşük yoluyla atılmasını sağlar. Ardından gerekirse kürtaj işlemiyle kalan parçalar temizlenir.Ayrıca adet gecikmesinde bazen hekimlerin uyguladıkları ve halk arasında adet söktürücü olarak tanınan hap ve iğneler ise gebelik sonlandırılmasında işe yaramazlar.

Kürtaj genel anestezi altında veya lokal anestezi ile gerçekleştirilebilir. Daha önce doğum yapmamış bayanlarda rahim ağzı sıkı ve kapalı olduğundan genel anestezi altında yapılması daha konforludur. Son yıllarda geliştirilen, sadece koldan serum yoluyla verilen anestezi ilaçları çok kısa etkili ve güvenlidir. Kompliklasyon oranı yok denecek kadar azdır, işlem bittiği an hasta uyanır. Daha önce normal doğum yapan bayanlara lokal anestezi ile kürtaj uygulaması da yapılabilir. İşlem bittikten yaklaşık 30-40 dakika sonra kişi evine dönebilir.

Sterilizasyona önem gösterilerek yapılan işlemlerde bir kullanımlık, plastik kanüller hem hekime kolaylık sağlar hem de hastayı bulaşabilecek pek çok enfeksiyondan uzak tutar. Gelişmiş ülkelerde kullanılan alet ve ekipmanla gerçekleştirilen kürtaj işleminde deneyimli bir hekim tarafından yapıldığı sürece kürtaj işlemine bağlı gelişebilecek enfeksiyon, asherman sendromu (kürtaj sonrası rahim içinin hasar görmesi sonucu adetkanaması olmaz), parça kalması,kısırlık gibi durumların hiç biri görülmez.

Kürtaj işlemi son derece kısa süren (duruma göre değişiklik göstermekle beraber ortalama 5-10 dakika) hasta açısından kolay birişlemdir. İşlem öncesi sterilizasyon için yapılan temizlik ve işlem sonrası kanama ve ultrason kontrolüyle birlikte toplam 10-15 dakikayı bulabilir.

Bu işlemin deneyimli bir hekim tarafından ustaca ve hızlıbir şekilde yapılması gerekir. Rahim içerisinde uzun süre kalınması enfeksiyon ve kanamayı beraberinde getirir, rahim kendini toparlayamaz ve içeride kan birikir ve bunlar daha sonra pıhtılar halinde ağrılı bir şekilde atılır. Koagulum adı verilen bu kan birikintisinin bir diğer sebebi de özellikle daha önce gebelik geçirmemiş, rahim ağzı sıkı olan kişilerin kürtaj sonrası rahim içindeki kanı atamamasıdır (Rahim ağzı spazmı). Böyle bir durumu önceden görebilen hekim kürtajdan önce rahim ağzını yumuşatıp açılmasını sağlayan birtakım ilaçları kişiye uygular ve yeterince açılmayı sağlamak için buji adı verilen aletleri kullanabilir, rahim ağzı yeterince açıldıktan sonra bu boşaltma işlemini hızlı bir şekilde gerçekleştirir.

Bunun yanında rahim içini döşeyen epitelin fazla alınması sonucu endometrium tabakası çok incelir ve adet döneminde kanama olmaz. Eski dönemlerde vakum tekniği kullanılmadan sadece "küret" kullanılarak yapılan kürtajlarda rahim içersinin hasar görme olasılığı daha fazla idi. Gelişmiş ülkelerde ve bizde gebelik sonlandırılması vakum tekniği ile yani enjektör içersine negatif basınçla çekme şeklinde uygulanmaktadır. Aşağıdaki resimlerde solda vakum tekniği, sağda ise keskin küretle yapılan teknik gösterilmektedir.

Kürtaj (Gebelik Sonlandırılması)Önceki yıllarda, etkili dezenfektan ve antibiyotikler olmaması nedeniyle yapılan işlem sonrasında enfeksiyon olasılığı fazla idi. Kürtaj esnasında veya kürtajdan sonra enfeksiyon kapılırsa rahim içini döşeyen dokuda yapışıklar olur ve bu da adetlerin azalmasına hatta kesilmesine dolayısıyla kısırlığa neden olabilir (Asherman sendromu). Bütün bunlardan kaçınmak için rahim içerisi yeterince temizlenmezse de içeride parça kalabilir, şiddetli ağrılı kanamalara neden olur veya ikinci bir kürtaja gerek kalabilir (Rest). Yasal gebelik tahliyesi sınırları içerisinde (<10. gebelikhaftası) ve usulüne uygun olarak yapılan kürtaj sonrasında %2-3 oranında gebeliğin bazı parçalarının tam alınanaması sorunu ortaya çıkabilir. Özelliklede rahim içersinde myomu olan ve rahim iç boşluğunun bu myom yüzünden normal anatomisinin bozulduğu durumlarda bu sorun ortaya çıkabilir. Ancak uygulama sonrasında yapılacak ultrason incelemesi ile bu durum hekim tarafından anında fark edilip, gerekirse ultrason eşliğinde görerek kürtaj uygulaması tekrarlanır. Bu kontrol hekim tarafından yapılmadığı taktirde bu durum kendini bir iki hafta geçmesine karşın devam eden kanama şeklinde belli eder

Çok küçük gebeliklerde bazen gebelik ürünü boşaltılamayabilir ve gebelik rahim içersinde devam edebilir. 5 haftadan küçük gebeliklerde bu durum daha sık görülür. Fark edildiğinde 1 hafta sonra işlemin tekrarı gerekebilir. Bu nedenle kürtajın en erken 5-6. haftalarda yapılması gerekir ve kontrole gidilmesi önemlidir. 5 haftalık gebelik tesbit edilen bir kişinin gebeliğinin sonlandırılması için 1 hafta 10 gün beklemekte fayda vardır. Buna razı olmayan ,bir an önce istenmeyen gebelikten kurtulmak isteyen kişiler biran önce kürtaj olmak isteyebilir. Doktorun bu durumdan etkilenmeyip, kürtaj içinen uygun günü kendisinin belirlemesi gerekmektedir.

Bütün bunların dışında tecrübesiz bir el rahim duvarını delebilir (PERFORASYON).Böyle bir durumda eskiden hasta ameliyata alınıp delinen bölgeye dikiş atılırken, şimdi kesinlikle böyle bir ameliyata gerek kalmadığı yapılan yayınlarla ortaya konmuştur. Bu durumda yapılacak tek şey antibiotik baskısı altında 10-15 gün kadar o bölgenin kendiliğinden onarılmasını bekleyip kürtaj işlemin ertelemektir.

Görüldüğü gibi kürtaj işlemi çok basit olmakla birlikte pek çok sorunu beraberinde getirebilir.Uygun şartlar altında, tecrübeli kişilerce gereği gibi yapılan gebelik sonlandırmalarında bu tip tehlikeler söz konusu değildir , hijyenik bir ortamda ve uygun teknikle tecrübeli hekimlerce yapılan kürtajlarda ilk gebelik de olsa işlem sonrası komplikasyon oluşma olasılığı yok denecek kadar azdır.

Kürtajdan bir hafta sonra kontrol için tekrar gelmeniz önemlidir. Bu kontrol muayenesinde size ayrıca aile planlaması hakkında bilgi verilecek ve size uygun olan korunma yöntemi tartışılacaktır.