Doğum

NTS - Fetal Elektro-MonitorizasyonFetusun kalp atım sayısı ve ritmindeki değişiklikler elektronik araçlar yardımı ile yapılabilmektedir. Bu gelişmiş yöntemlerle fetusun kalp atımı, kalp ritmi ile rahim kasılmaları arasındaki ilişki kolaylıkla bir trase üzerinde yazdırılmakta ve hatta fetusun karşı karşıya bulunduğu çeşitli stress faktörlerinin meydana getirdiği değişiklikler dikkate alınarak fetusun rahim içindeki kondisyonu hakkında bilgi elde edilebilmektedir.

Fetal Monitorizasyon adı verilen bu yöntemde, annenin karnına 2 adet prob bağlanır. Bunlardan biri rahim kasılmalarını diğeri ise bebeğin kalp atım hızını algılar. Bu arada bebek her hareket ettğinde annenin eline verilen  butona basması söylenir. Bunlar sabit bir hızla ilerleyen kağıt şerit üzerine yazdırılır ve atımlar arasındaki değişkenlik belirlenir. Testin en iyi sonucu vermesi için yemekten 2 saat sonra yapılmalıdır. Bu test yapılırken anne yine 2 saat süreyle fiziksel aktivitede bulunmamış ve sigara içmemiş olmalıdır. Test genelde 20 dakika sürer. Bu sürede bebek kalp hareketleri iyiyse yani NST reaktif ise bebeğin 1hafta daha anne karnında güvende olacağını gösterir. Eğer 20 dakikalık NST çekiminde bebek kalp hareketlerinde problem saptanırsa test 40 dakikaya uzatılır, bu sürenin sonunda kalp hareketlerinde düzelme olmazsa NST nonreaktifolarak değerlendirilir. Bazen de test süresince bebek hiç hareket etmez .Bu durumda ya  annenin karnı açtır ya da bebek uyuyordur. Anneye şekerli meyve suyu içirip veya  yemek yedirdikten sonra test tekrarlanır.

Nst Nin Değerlendirilmesi

Aşağıda örnek bir NST görülmektedir. Üstteki çizgi bebeğinkalp atışlarını gösterir, alttaki trase ise rahim kasılmalarını gösterir.

 

Bazal fetal kalp hızı: Kontraksiyonlar (rahim kasılmaları) dışında ölçülen kalp hızıdır ve dakikada 120-160 arasında değişir. 160'tan yukarısı taşikardi , 120'nin altı ise bradikardi olarak kabul edilir. Yukarıdaki NST de bazal fetal kalp hızının 140 civarında olduğu gözlenmektedir.

NTS - Fetal Elektro-Monitorizasyon

 


Bradikardi:(Bebeğin bazal kalp atım hızının 120 den az olması) Fetusta hipoksi veya asfiksi belirtileri ortaya çıktığında fetus kalp atım sayısında azalma (bradikardi) olur. Bu bradikardi bebeğin başının doğum yolunda basıya uğraması sonucu ortaya çıkan vagal refleks ile açıklanmaktadır. Sempatikolitik ilaçlar, hipotermi, annenin kollajen ve virütik hastalıklarında ve annedeki tansiyonda ani düşmeler olduğunda görülebilir. Süreklilik olması halinde fetustaki kalp anomalilerini düşündürmelidir.

Taşikardi: (Bebeğin bazal kalp atım hızının 160 dan fazla olması) Fetal asfiksi olgularında görülürse de tek başına asfiksi tanısını koydurmakta yetersizdir. Normal variyabilite ile beraberse prognoz iyidir. Asfiksinin erken veya düzelme dönemlerinde sempatik aktiviteye bağlı olarak ortaya çıkar. Kordon basısı ve fetustaki hipovolemi de bir sebep olabilir. Maternal ve fetal enfeksiyonlar , sempatikomimetik ilaçlar ve triotoksikoz gibi nedenler de taşikardiye neden olabilirler.NTS - Fetal Elektro-Monitorizasyon

Variyabilite: Normal bir monitör trasesinde çoğu zaman elde edilen çizgide küçük titreşimlere benzer düzensizlikler görülür..Elde edilen trasede dakikada 3-6 kez yinelenen düzensiz çıkıntılar variyabiteyi gösterir. 1dakikalık süre içinde 6 atımdan fazla olması normal, 2 ile 6 arası azalmış, 2den az olması variyabilitenin olmaması olarak isimlendirilir. Dakikada 25 atımdan fazla olursa Saltatorik Variyabilite denir. Fetusun oksijenasyonunun azalması ve bunun devam etemsi halinde azalmış veya kaybolmuş variyabilite ortaya çıkmaktadır.

Kalp atım sayısındaki değişiklik 2 dakikadan az devam ederse buna akselerasyon veya deselerasyon adı verilir.

DeselerasyonNTS - Fetal Elektro-Monitorizasyon

Bazal atım sayısının dakikada 20'den fazla azaldığı duruma Deselerasyon denir. Düşüş dakikada 45 atımdan fazla ise ağır ve fetus için ciddi risk olarak kabul edilir. Yandaki şekilde rahim kasılmaları ile birlikte olan deselerasyon görülmektedir.

Rahim kasılmaları sonucu bebeğin başına veya kordona bası olması, plesenta yetersizliği durumlarında görülür.

NTS - Fetal Elektro-Monitorizasyon

 Akselerasyon

Kontraaksiyonlarla beraber görülen kalp atım sayısındaki artış prenetal dönemde fetus hareketleri ile görülen atım sayısı artışı ile eş anlamlıdır. Çoğu kez fetusun reaktif olduğunun göstergesidir. Ancak 1 dakikalık süre içinde 3 - 5 kez tekrarlayan 25 atım sayısından fazla osilasyonlar varsa akut hipoksi belirtisi olarak kabul edilir.

Hipotansiyonun engellenmesi, anneye basınçlı oksijen koklatılması gibi önlemler alınır. Sürekli olması fetus için çok ciddi tehlike işareti sayılmalıdır.

 

Fetusun Prezantasyon Bozuklukları;

Normal doğum olabilmesi için bebeğin baş aşağı gelişi tek başına yeterli değildir. Normalde bebeğin yüzü annenin arkasına bakarak doğar; bu geliş şekli Oksiput Anterior'dur. Aşağıdaki şekilde görüldüğü gibi bebeğin kafasının arka kısmı (oksiput) annenin pubis kemiğine dayanır.

Bebeğin Rahim İçinde Duruş Bozuklukları(Oblik ve Yan duruşları, Makat Gelişi, Alın Gelişi, YüzGelişi)

 

 

Doğumların yaklaşık %11 kadarında ise, pelvis giriminde bebeğin başı oksiput posterior (O.P.) pozisyonunda bulunur ve daha sonra spontan olarak oksiput anteriora (O.A.) döner. Olguların %5 kadarında ise rotasyon olmaz ve persiste O.P. durumu ortaya çıkar. Sırt solda veya sağda (soldan 2 - 3 defadaha fazla) olabilir. Genellikle pelvis darlığı, iri bebek ve plesenta previya olgularında rastlanır. Bebeğin bu geliş şeklinde baş yumuşak dokuları ileri derecede zorlar ve epizyotomi yapılmazsa derin (yırtıklar) meydana gelir, vacumveya forseps uygulaması gerekebilir.Bebeğin Rahim İçinde Duruş Bozuklukları


Prezentasyon bebeğin önde gelen kısmını ( bebeğin geliş şekli) yani doğum kanalının hemen giriminde bulunan bebeğe ait kısmı tanımlamak için kullanılır. Fetal duruş, bebeğin uzun aksı ile annenin uzun aksı arasındaki ilişkidir. Bebeklerin %95'i başlarının tepe kısmıyla (Baş Geliş) ,% 4'ü ise  bebeğin popo (Makat Geliş) kısmıyla doğar. Geri kalanlarda ise önde gelen kısım bebeğin alnı, yüzü ya da omuzu olabilir. Bazen doğumda  başın yanında el gelebilir.

Bebeğin Rahim İçinde Duruş Bozuklukları

 

Alın& Yüz Gelişi: Defleksiyon gelişlerinin en ileri şeklidir. %0.2 oranda rastlanan bu geliş şeklinde baş ileri derecede defleksiyon habitusundadır ve oksiput adeta bebeğin sırtına değer durumdadır. İri bebek, anensefali, pelvis darlıkları ve annedeki sarkıklık, nedenler arasındadır. Budurumda doğum gerçekleşemez.


Bebeğin Rahim İçinde Duruş Bozuklukları

 

Oblik ve Yan Duruşları: Fetusun uzunlamasına ekseninin annenin uzunlamasına eksenine paralel durmasına Situs Longitüdinalis, dik olarak durmasına Situs Transverus (yan duruş) ve dar bir açı ile durmasında da Oblik Situs denmektedir. Oblik prezentasyonlar çoğunlukla geçicidir ve giderek longitüdinal situsa değişir. En iyi şartlarda bile gerek anne gerekse bebek açısından çok ciddi komplikasyonların ortaya çıkabileceği dikkate alınmalı ve tüm yan geliş olguları term yaklaştığında (36 - 37 hafta civarlarında) hala transvers pozisyonda sebat ediyorsa, hastanede kontrol altında tutulmalıdır. Bu temel kural uygulanırsa kol ve kordon sarkmaları ve komplikasyonlarının ortayaçıkması engellenmiş olur. Doğum şekli sezaryendir.


Bebeğin Rahim İçinde Duruş BozukluklarıMakat Gelişi: Gebeliğin erken aylarında bebeklerin önemli bir kısmı makat gelişi olmak üzere prezantasyon bozukluğu gösterirler. Gebelik ilerledikçe bunların çoğu baş pozisyonuna dönerler. 21 - 24 haftalık gebeliklerde makat gelişi oranı %33, 29 - 32. haftalarda %14 iken 37 - 40. haftalarda bu oran % 6.7 civarına düşmektedir. Makat gelişlerinin tüm doğumlardaki sıklığı %3 - 4 arasındadır.

Anne yaşının ileri olması, annenin çok sayıda doğum yapmış olması, rahmin aşırı gerilmesine neden olan olaylar (iri bebek, polihidramnios, çoğul gebelik), rahmin şekil bozuklukları (Müllerien anomaliler) ile fetus başına ait anomaliler (hidrosefali, anensefali), kromozomal anomaliler, (otosomal trisomiler) ile doğum yolunda obstürüksiyon yapan plasenta previya ve rahim kavisinin şeklini bozan myomlar ve diğer pelvik tümorler makat geliş sebepleri arasında yer almaktadır.

Bebeğin beklenen doğum kilosu 3800 g'dan fazla ise, rahimağzı tam açık değilse genel anestezi altında sezaryen ile doğum gerçekleştirilmelidir.

Erken Membran Rüptürü

Suların Erken Gelmesi


Hamile bir bayanda rahim içindeki bebek, amnion zarı denen gebelik kesesinin çevrelediği amnion sıvısı içinde  bulunmaktadır.Doğum ağrıları başlayıp rahimağzı açıldığında, rahim içi basıncının artmasıyla bu su kesesi doğumdan hemen önce yırtılır ve ardından bebek doğar.

Doğum ağrıları başlamadan önce gebelik kesesinin açılıp suların gelmesine su kesesinin prematüre (erken) yırtılması Erken Membran Rüptürü denir.

Sıklık: Doğumda %10-15 rastlanır; prematüre doğumlarda (5) kat fazla görülür. Çoğul gebeliklerde, ve Hydramnios vakalarında sık rastlanır.

Nedenleri:

  • En sık suçlanan nedenler enfeksiyonlardır. Özellikle idrar yolu enfeksiyonu ve vajinal enfeksiyonlar buna neden olabilir.
  • Rahim hacminin aşırı arttığı polihidramniyos, çoğul gebelik gibi durumlarda
  • Bebeğin geliş pozisyonu olarak (yan duruşlarda ve makatla gelişlerde)
  • Rahime ait şekil bozukluklarında da görülebilir.
  • Annenin beslenme bozukluğu,
  • Düşük sosyoekonomik düzey,
  • Karına gelen direk travmalar,
  • Cinsel ilişki
  • Serviks rahim ağzı yetersizliği

 

Gebelik kesesinin erken açılıp, suyun erken gelmesi birtakım riskleri de beraberinde getirir. Bunlar; Bebekte ; Pematürite (Solunum zorluğu sendromu, hyalin membran hastalığı, beyin kanaması), Omphalitis, konjenital pnömoni , neonatal sepsis, Kordon sarkması. Annede ise Endometritis, sepsis, septikşok, koagulasyon defektine bağlı kanamalar gelişebilir.

Teşhis: Bu hastalarda elle vajinal muayeneden kaçınılmalıdır. Ancak doğum seyri başlayınca düşünülmelidir. Gelen su çok bol ve birden boşalmışsa, teşhis sorun değildir. Bazen sızıntı halinde ve azar azar aralıklı devam eder. Vaginal akıntı ve idrar kaçırma ile karıştırılabilir.

Bu vakalarda kesin teşhis İçin:

Vaginal speculum ile rahim ağzı incelenir. Amnion sıvısının servikal kanaldan akışı görülebilir. Suda renk (Berrak, mekonyumlu, iltihaplı, bulanık) gibi fizik özellikleri saptanır.

Arka fornix'den bir damla alınır, lam üstünde kurutulur. Mikroskopta eğrelti reaksiyonu aranır (+) oluşu teşhise yardımcıdır.

Turnosol kâğıdıyla reaksiyonuna bakılır: (Amnios sıvısı alkalin ph 7,0-7,5 dir). Kırmızı kâğıt mavi renge döner.

Bir damla mikroskop altında ya da boyanarak bebeğe ait Lanugo kılları ve hücreler araştırılır

Tedavi:

Miad yakınsa (37.haftayı geçmişse): %80 12-24 saat içinde sancılar başlar. 24 saat geçtiği halde ağrı başlamazsa antibiyotik tedavisine başlanır ve doğumun başlatılması amacıyla oxytocin ile ağrı kürü yapılır. Cevap vermezse, asandan infeksiyon tehlikesi vardır. Küre en çok (5) saat devam edilebilir. Vakit geçirmeden sezaryana geçilmelidir. (Uzun süreli oxytocin uygulaması çocukta hiperbilirubinemiye yol açar).

37 haftadan daha küçükse: Yukarıdan ve küçük bir alandan yırtık ve sıvı kaybı varsa uygun önlemler ile hastane şartlarında akıntı kesilene kadar beklenir. Bu zaman zarfında bünye meydana gelen bu açıklığı onarır ve amniyon mayii sürekli yapılan bir madde olduğundan eksik kısa sürede telafi edilir. Kontrollerde su gelmiyorsa, fetus normalse 3 günlük kontrolden sonra evine gönderilebilir.Tedavinin amacı ve muhtemel tehlikeler anlatılmalı;

  • Cinsel ilişkilerden kaçınmaları,
  • Banyo ,duş yapmamaları,
  • Mutlak istirahate dikkat etmeleri,
  • Sabah, akşam nabız ,derece kontrolleri yapmaları
  • Ateş çıkarsa, Vaginal akıntının rengi değişirse, koku başlarsa, Ağrılar başlarsa, çocukta anormal hareketler hissederlerse, derhal hastaneye gelmeleri tembih edilir.

Tedavide en önemli unsur antibiyotik ile enfeksiyonun önlenmesidir.

Eğer bebek 34 haftadan küçükse derhal akciğer gelişimi için kortikosterodler uygulanır , bir kortikosteroid olan betamethasone  akciğer maturasyonu için gerekli olan sürfaktan 32-34. haftalardan itibaren sentezlendiği için bu aylardan önce doğan prematüre bebeklerde kullanılır, bebeğe değil, doğum öncesi anneye yapılır.

Yaşama şansı:

36. haftadan sonra çok iyi:

35.-34. haftalardan sonra iyidir.

34. haftadan eksiklerde, kilosuna ve yoğun bakım kolaylıklarının kalitesine göre çok değişir.

Çocuğun vücut ağırlığı da önemli bir faktördür.

2001 g - 2500 gr → % 97 yaşama şansı

1501 g - 2000 gr → % 90 yaşama şansı

1001 g - 1500 gr → % 65-80 yaşama şansı

 750 gr - 1000 gr →ancak özel bakım merkezlerinde mümkündür.

 (Postterm Gebelik, Postmatürite )

249 günü aşan gebelikler tüm gebelerin %12'si , 301 günü aşanlar da %3-4'ünü oluştururlar.

Normal gebelik süresinin (280 gün veya 40 hafta) bitiminden ondört gün geçmesine rağmen, doğum ağrıları başlamamışsa, miad geçmesinden bahsedilir. Miad geçmesi ancak, normal gebelik süresinin uzamasını ifade edebilir. Çocuk için, anlamı değişiktir: Önemli olan, gebelik süresinin uzamasıyla plasenta foksiyonlarının (beslenme ve solunum) bozulup bozulmayacağı ve çocuk hayatının tehlikeye girip girmeyeceğidir. Çünkü:

  • Miad geçmesi gösteren gebelerden doğan bebeklerin hepsinde postmatürite değişimleri yoktur (%60-80 vakada).
  • Miadda ve hatta miaddan evvel doğan çocukların bir bölümünde postmatürite değişimleri görülebilir (toksitozlu ve diyabetli annelerin çocuklarında olduğu gibi).

Çocukta postmatüriteye bağlı değişimlerin esas nedeni, plasentanın fonksiyon yetersizliğidir. Bu tür bir yetersizlik, gebeliğin her döneminde ortaya çıkabilir. Miad geçmesine rağmen plasentanın norma lfonksiyonuna devam edebildiği bir gerçektir. Bu durumda miad geçmesi , gebelik süresinin uzamasını ifade edebilir.

Mutlaka plasenta yetersizliği ile beraber bulunması sözkonusu değildir. Perinatal mortalite ve morbidite nedenlerinin başında ise plasenta yetersizliği geldiğine göre her miad geçmesi vakasında tek kuşku kaynağı, çocuk hayatını tehlikeye sokacak bir yetersizliğin var olup olmadığıdır.

Plasentanın beslenme ve solunum fonksiyonlarını kapsayan yetersizlik ya sinsi başlar (daha çok beslenme yetersizliği ön plandadır) ya da akut olarak ortaya çıkar (genellikle travay başladıktan sonra); Ön planda çocuğa oksijen transferi bozulmuştur. Her ikisinde de çocuk sıkıntıya girer (fetal distress) . Kronik ve sinsi başlayan fetal distress, plasentada başlayan degeneratif değişimlerle paralel gider.

Bilindiği üzere, her organ gibi, plasentanın da yaşama süresi sınırlıdır (280-300 gün). Bu süre daha kısa ve daha uzun olabilir. Plasenta yaşlanmasının getirdiği fonksiyon yetersizliğinin etkilerini, fetus ölümünden iki hafta evvel klinik belirtiler ile saptamak mümkündür. Plasenta yaşlanması ve fonksiyon bozuklukları evvela beslenmeyi bozarak, fetusun somatik gelişmesini yavaşlatır, durdurur, çocuk vaktinde doğmazsa nihayet inutero ölüm gecikmez.

Plasentada yaşlanma değişmeleri başlayınca:

  • Annenin kilo alması durur hatta geriler
  • Amniyos sıvısı azalır.
  • Fundus-pubis yüksekliği ve karın çevresi ölçülerinde gerileme başlar. Çocuğun büyümesi yavaşlar ve gebelik ayına oranla küçük kalır (small for dates),
  • Yukarıda sayılan belirtilerden çok evvel idrarda çıkan östriol miktarı azalmaya başlar,
  • Plasenta ve fetusda çocuk ölümüne kadar götürecek değişimlerden evvel , ağrılar başlarsa, çocuğun canlı doğması olasılığı vardır,
  • Vakaların az da olsa bir bölümünde , spontan ağrılar başlamaz. Gecikmeden el konarak, doğum sonuçlandırılırsa (induction, sectio vb.) perinatal çocuk ölümü önlenebilir,
  • Plasenta yetersizliği akut olarak başlarsa (çoğu kez travayda ağrıların getirdiği stress ile) ancak acil sectio ile durum kurtarılabilir.

Nedenleri;

Pek bilinmemektedir. Anne yaşı, paritesi (doğum sayısı) (yaş ilerledikçe ve parite arttıkça gebelik süresi uzar), genetik faktörler (bazı annelerin her gebeliğinde görülebilir), primiparlarda (ilk doğumlarda) (35yaşın üstünde) sık görüldüğü iddia edilirse de, herkes tarafından kabul edilmemektedir.  

Miad tayinindeki güçlükler;

  • Son âdetin ilk gününün bilinmemesi
  • Sağlam antenatal kontrollerin yapılmamış olması
  • Şişmanlık
  • Toksikozlu, nefropatili, diyabetli gebeler, çoğul gebelikler vb. nedeniyle klinik muayene bulguları her vakada yeterli değildir.

Şüphe edince daha önce ölü doğum yapmışlarda, yaşlı primiparlarda, kat'i olarak miadı 14 gün geçenlerde yardımcı yöntemlerden faydalanılır

Miadı geçen gebelerin izlenme ve kontrolleri:

Ne derhal ağrıların başlatılması ve ne de spontan doğum beklenmesi doğru değildir. Eldeki bütün imkânlarla ve her 2-3 günde bir kontrol altında , fetal kalb frekansı (FKF), östriol, PLH (plasenta laktojen hormonu), Amnioskopi, biparietal kutrun ölçülmesi, ferment tayinleriyle, konservatif bir yol izlenir.

  • Cervix (rahim ağzı) tam olgunlaşmış ve portio pelvis aksı üzerinde ise (özellikle primiparlarda kenarları iyice yumuşamış ve kanal servikal bir parmak girecek kadar açıksa), baş angaje ise ağrıları başlatma (induction) düşünülmelidir. Ağrıları başlatmadan önce (cervix score) tespit edilirse, doğumun prognozu açısından , daha emniyetli hareket edilmiş olur.
  • Gözlem ve kontrol verilerinde, yetersizliğin tam ortaya çıkması beklenmemelidir. Ağrılar başlayınca çocuğun aşırı hipoksi ve asidoza girebileceği, giderek fetal distress'in kritik ve tehlikeli bir noktaya varabileceği hesaplanmalıdır.

Erken Doğumİnsanlarda gebelik 280 gün yani 40 hafata sürer. 37 gebelik haftası dolmadan başlayan doğumlara erken doğum (preterm doğum)  denir. 37  haftadan önce doğan her bebek  prematüre değildir. Maturite (olgunluk) yaşı değil fonksiyonu belirtmektedir. Bu nedenle vaktinden önce doğan bir bebek fonksiyonları normal ise prematür olmayabilir.


Prematüre bebekler, hamilelik haftasına göre üçe ayrılır;

  • 1.Grup ileri derecede prematür (24-31 hft.)
  • 2.Grup orta derecede prematür (32-35 hft.)
  • 3.Grup sınırda prematür (36-37 hft.)

Doğum ağırlıklarına göre de 3'e ayrılır:

  • Düşük doğum ağırlığı : Bebeğin doğumda 2500 gr.dan az olması
  • Çok düşük doğum ağırlığı : Bebeğin doğumda 1500 gr.dan az olması.
  • Aşırı düşük doğum ağırlığı: Bebeğin doğumda 1000 gr.dan az olması.

Doğum haftasına göre prematüre bebeklerin yaşadıkları sorunlar da farklıldır. 

Prematüre bebeğin cildi şeffaf görünümdedir. Damarları cildinin üzerinden rahatlıkla görülebilir. Yağ dokusu yeterince gelişmediği için cilt gevşek ve üstünde yumuşak tüyler vardır. Üstelik bu bebeklerde kahverengi yağ dokusu gelişmediğinden kendi ısısını koruma yeteneği de yoktur. İşte bu nedenle küvözde bakılmaları gerekir. Prematür bebekler kas ve sinir gelişimini de tamamlayamadığından çeşitli refleksler (emme, yakalama, irkilme) bulunmayabilir. Emme refleksi gelişmemiş bu bebekleri, uzmanlar sağılmış anne sütünü sonda ile midelerine vererek beslerler. Ayrıca erkek bebeklerde testislerin torbaya inmeme ihtimali de yüksektir. Prematüre doğanların ilk günlerdeki en önemli sorunu solunum güçlüğüdür. Bebek, yeni doğan uzmanları tarafından solunum cihazına bağlanır. Ancak bu bebeklerde "prematüre apnesi" olarak tanımlanan, kısa süreli solunum durmasına sık rastlanır. Bu durum genellikle geçici bir durumdur. Genellikle prematüre bebekler gerçekte doğmaları gereken 40. haftaya ulaştıklarında boyut ve gelişim açısından tipik yenidoğanlara oldukça benzer.

Tıp alanındaki ve yeni-doğan bilim dalındaki gelişmeler sayesinde çok düşük doğum ağırlığıyla doğmuş bebekler bile yaşama şansı buluyor. 

Erken Doğumda Risk Faktörleri:

  • İlk gebelikleri 18 yaşından küçük veya 32 yaşından büyük olan primiparlarda,
  • 2 seneden az ara ile sık doğum yapanlarda,
  • Boyu 160 cm.'den kısa olanlar,
  • Kollum (rahim ağzı) yetersizlikleri , kollum amputasyon ve konizasyonu.
  • Rahim anomalileri bulunanlar,(septum,çift rahim...)
  • Myomlar (rahimde yer kaplayan)
  • Kansızlık (anemi)
  • Sigara tiryakileri , alkol alanlar,
  • Gebelikte preeklampsi , ciddi kalb-damar hastalığı , ağır diyabet ,
  • Annenin enfeksiyon hastalıkları (Pyelonefrit , Rubeola , hepatit , apandisitis... )
  • Hipertiroidi , böbrek hastalığı.
  • Cinsel ilişki-0rgasmus (bazı semenlerde aşırı prostaglandin saptanmıştır , şiddetli ağrılara , düşüklere yol açabilmektedir) erken doğum ağrıları başlayabilir.
  • Bebeğe ait anomaliler,
  • Plasenta anomalileri , (Plasenta praevia , abruptio plasenta)
  • Çoğul gebelikler,
  • Poli-Hydramnios , (amnios sıvısının fazla olması),
  • Bebeğin doğum yoluna giriş şekline bağlı anomaliler. Makat gelişi ve yan duruşlara bağlı , su kesesinin erken açılması.
  • Çevreye ait sebepler: (Bozuk sosyo-ekonomik koşullar, İleri gebelik aylarına kadar aktif çalışmaya devam edenler, Uzun seyahatler , göçler ve iklim değişimleri.)

Erken Doğum Belirtileri

  • Belde ve kasıklarda adet sancısına benzer ağrılar , karında sertleşme, (İstirahat ile geçmeyen),
  • Nişan adı verilen sümüğümsü kanlı bir tıkacın vajinal akıntı ile gelmesi,
  • Normalden fazla sulu bir akıntı olması

erken doğum tehdidini düşündürür. bu tür sancılar olduğunda vakit kaybetmeden hekim ile temasa geçmek son derece önemlidir. Bebek aşağıya doğru bastırıyor gibi bir his genelde erken doğum tehdidi altındaki pek çok kadında görülür.

Bu belirtiler fark edildiği anda hemen doktorunuzu arayınız ve vakit kaybetmeden hastaneye gidiniz.

Erken Doğum Tedavisi

Rahim genişliği 4 cm'den az ise tedavisi mümkündür. Erkendoğum riski olan hasta, hastaneye yatırılarak serum ile ağrı kesici ve kasılmayı azaltıcı ilaçlar verilerek kasılmaları durdurmaya çalışırlar. Erken doğum riski bulunan hastalarda ağrıları durdurmak için yapılan tedaviye tokoliz denir. Tokolizde başarı oranı rahimin açılma miktarı ve kasılma şiddetleriyle alakalıdır. Eğer bebek 34 haftadan küçükse derhal akciğer gelişimi için kortikosteroidler uygulanır. Akciğer maturasyonu için gerekli olan sürfaktan 32-34.haftalardan itibaren sentezlendiği için bu aylardan önce doğan prematüre bebeklerde kullanılır, bebeğe değil, doğum öncesi anneye yapılır.Rahim ağzında 4cm üzerindeki açıklıklarda, şiddetli kanama, suların erken dönmede gelip enfeksiyon riskinin olduğu durumlarda ve 36. Gebelik haftasından sonra kortikosteroidler uygulanmaz.

Yaşama şansı:

36. haftadan sonra çok iyi:

35.-34. haftalardan sonra iyidir.

34. haftadan eksiklerde, kilosuna ve yoğun bakım kolaylıklarının kalitesine göre çok değişir.

Çocuğun vücut ağırlığı da önemli bir faktördür.

2001 g - 2500 gr → % 97 yaşama şansı

1501 g - 2000 gr → % 90 yaşama şansı

1001 g - 1500 gr → % 65-80 yaşama şansı

750 gr - 1000 gr → ancak özel bakım merkezlerinde mümkündür.